11 Ekim 2017 Çarşamba

çocuklarıma baba da seçtirmiyorlar


Ne erkek gururuymuş kardeşim. Yeni doğmuş kedi yavrusu benden daha art niyetlidir. Öyle masumca söyledim. Bir anda ağzımdan çıkıverdi. Bilinçaltı bu sahip çıkamıyorsun ki. Köpek falan değil ki gezmeye çıktığında tasma takasın. Hem insanın başına ne gelecek, hayat seni nereye alıp götürecek bilemezsin. Bir bakarsın gün gün gezip dedikodu yapıyorsun, bir bakarsın sarayında oturmuş yeni botoxlanmış yüzünle portreni çizdiriyorsun. Tüm suç işgüzar arkadaşlarda. Siz evlendiniz jet hızıyla çocuk yapıyorsunuz diye herkes sizin yoldan gitsin, o çukura düşsün istiyorsunuz. Bence evli insanlar biz bekarları kıskanıyor. Onun ailesini hoş tut bununkini derken yıpranıyorlar. Sonra herkes onlarla çeksin beter olsun istiyorlar. Tamam belki iyidir hoştur ama bakın sizin yüzünüzden ben trip çekiyorum. Çocuk yolda olunca salağın biri kaç çocuk istersin bombasını ortaya attı. Dört dedim tabi ki. Ne kadar kalabalık aile o kadar iyidir. Joker de “Dört çok iki yeter ya, fazlasını yapmayız, kurbağa” dedi. Hayır Allah aşkına olmayan folu yumurtayı geçtim ne diye cevap veriyorsam bende.  İçimden Joker`e “Çocukları senden yapacağımı nerden çıkardın?” dedim. İçimden söylediğimi düşündüm daha doğrusu. Ortam bir anda sessizleşince Joker`de suratıma boş boş bakınca durumu fark ettim. Yani insanlık hali dünya hali ne olacağı belli olmaz ondan dedim, bir anda öyle çıktı yoksa tabi ki sen kaç istersen o hayatım dedim kurtulamadım. Panikle devam edip “bak ya ölsen tamam ağlarım üzülürüm ama annem babam torun torba ister diye evlenirim yoksa biliyorsun beni” deyip sıçtığımı sıvadım. Aman, sanki ben ölsem cinsel perhize girecek. Rahipti bizimki. Ayrıca çocuğu ben doğuracağım ona ne sayısından ya. Gözüm keserse beş bile yaparım.

9 Ekim 2017 Pazartesi

telekomünikasyon sektörünü ayakta tutanlar


O kadar saat konuşacak ne buluyorsunuz? 3 saat o telefonda ne konuşulabilir ki? Konuştuğunuz insanla uzun zamandır konuşmuyorsanız mesela birkaç aydır mantıklı. Veya çok önemli bir olay olmuştur, üzerine tartışmanız, kritik yapmanız gerekmektedir o da mantıklı. Bir iş, proje üzerine çalışıyorsunuzdur beyin fırtınası yapmanız gerekiyordur, birlikte çalışmanız gerekiyordur o da mantıklı. Veya konuştuğunuz bir kadındır dedikodu yapıyorsunuzdur ki onda bile büyük bir dedikodu birikmesi gerekiyor. Ama günlük bir rutin haline getirilmiş 3 saat telefon konuşması bana mantıklı gelmiyor. Bunu yapan Sidikli. Lan her gün konuşuyorsun, sürekli mesajlar bir şeyler. Bir tuvalet arasında konuşmuyorken ne birikmiş olabilir ki. Yediğin yemeğin mi tarifini veriyorsun, sindirimin evrelerini mi anlatıyorsun. Hayır telefon seksi yapsan onu da anlayacağım. Ama bizimkiler boş boş saatler konuşup cilveleşiyorlar. İki gün ayrıldın ananı babanı görmeye geldin bir mola ver güzelim ya. Çocuğunu arkada bıraktın sanki. Kaç yıl oldu ya telefonda bu kadar saat ilişkinin başında konuşulmaz mıydı? Belki de ben onu bile yapmadığım için bana garip geliyor. Ancak eminim aranızda sevgilisini benim gibi adı ve soy ismiyle kaydedenler vardır.

5 Ekim 2017 Perşembe

pagan bayramları için kurbanım hazır


Kimlerin eline düştüm ben. Kara bahtımın kör talihine sıçayım. Ya ne olurdu sonsuza kadar mutlu yaşadılar en azından 60`a kadar mutlu yaşadı, “eşi ölünce ne kadar üzülse de hayat üzülmekle geçmez dedi ve 63`ünde ikinci baharı ile bir kez daha aşık oldu” falan olsaydı. Bakın vicdansızda değilim, 3 yıl yas tutmuşum. Ama ben nelerle uğraşıyorum. Meğer Kakalak, NilKuşu`na değil bana düşmanmış. Onu çoktan kesmem gerekiyormuş. Lan koloni halinde aynı yere toplanmışlar bir de. Sanki İstanbul`da başka satılık daire yok. Birbirlerinin götünden ayrılamamışlar. Hepsi aynı yerden ev alıp komşuculuk oynuyorlar resmen. NilKuşu yıllardır sevgili Aslan`ı Kakalak hatundan kıskanıyor. Zamanında bir öpüşmüşler falan kız hala Aslan`a melül melül bakıyor. Dolayısıyla bizde kızlar kitabın 16. Maddesine dayanarak Kakalak`tan nefret ediyoruz. Bütün sinsi, samimiyetsiz gülüşlerimizi ona saklıyoruz. Hak ediyor da hani. Sevgilisi var ama Aslan`a asılmaktan da geri duramıyor çünkü. Tabi o da benden ve NilKuşundan sonuna kadar nefret ediyor ve her fırsatta arkamızdan sallıyor, duyuyoruz. Ama zavallı masum ben bunun sadece NilKuşu`nun arkadaşı kategorisi yüzünden sanıyordum. Meğer kız Joker üstünde hak sahibi falan olduğunu düşünüyormuş. Neye dayanarak derseniz, benim nefret ve şüphe dolu bakışlarımla her şey ortaya çıktı. Bu Kakalak pek bir elini kolunu sevgilimin üzerinde tutuyordu, kıskanıyorum demeyip karizmayı bozmamak için he dedim geçtim. Buraya da gelip kıskançlıktan midem kurtlandı yazamadım haliyle. Ama bu iyice sevgilimin ağzının içine içine soktuğu dudaklarla olayı “ruh çağırıp bunu kurban etsem ne çıkar” boyutlarına getirdi. Narnia Günlükleri cadısı gibi Jokeri avlamak için zamanı bekledim, lafımı dolandırdım, yumuşakça “Ya sizin bu Kakalakla aranızda bir şey geçti mi daha önce?” diye sordum ama o nasıl bir sorma zerre umurumda değil havasında. Nerden çıktıları falanı sümüklü peçetem yaptım bizim doğrucu davutta zaten dünden hazır “ya biz onla daha önce takıldık” demesin mi? Takılmak derken aklınıza izlediğiniz Türk dizileri gelmesin. Bildiğiniz yatmışlar ve ben bunu yeni öğrenmekle birlikte arkadaşız diyorlar ya. Ben hiç arkadaşımla yatıp kalmadım. Lan Dawson`s Creek mi çekiyoruz burda? Allah`ım bu kız senin arkadaşının kardeşi ya. Türk örf adetleri ne oldu ya. Aslında varya kızın abisine de, Joker`i de Aslan`ı da eşek sudan gelene kadar dövsün. Ya ben bu adamın birlikte olduğu kadınları görmek duymak istemiyorken şu halime bak. Her yer Konya ovası mübarek. Kafayı yicem yaaa. Bu kız Joker`in alt dairesinde oturuyor. Joker`in o evden taşınması 3. Dünya Savaşından daha önemli hala geldi benim için resmen.

3 Ekim 2017 Salı

ben küçükken


Ben küçükken şişkoydum. Ama baya. Mesela ilk okulda aldığınız hırkanın şu yaşınızda size büyük geldiğini düşünün. Ya da önlüğünüzün kilolu olduğunuz için büyük beden alındığını, bu sebeple ayaklarınıza kadar geldiğini ve kestirmek zorunda olduğunuzu. Şişkoyum diye saklambaç oynarken hep sayar hiç saklanmazdım. Beni çabuk bulurlardı bende utanırdım. Sonra herkese ben yumucam çok seviyorum yalanını uydurdum. Ben küçükken mesela dört tane lahmacun yerdim. Keşke hala yiyebilsem. Yemek konusunda çok aç gözlüyüm. Şimdi birde tıkanıyorum, ikinciyi yiyince tüm gün mide ağrısı çekiyorum. Küçükken hiç şarkı ezberleyemezdim. Durun ben hala şarkıları ezberleyemiyorum. Mutlaka bir kısmını unutup ya da kafama göre düzenleyip yani kıçımdan uydurup söylüyorum. Anemin kuzenin oğlu vardı Mustafa. Herkes ona Mıstık derdi ben Fıstık derdim. On yaşına gelene kadar adını Fıstık zannetmemse bence tam bir salak olduğumu gösteriyor. Üç dayım var ama küçükken onların yanında kimi görsem dayım zannederdim. Yine annemin kuzenlerinden birinin oğlu var Gazeteci. Küçükken hep onunla oynardım. Onunla oynayabilmek için babama hep araba falan aldırırmışım. O ise iki yıl önce onlara yemeğe gittiğimizde annemle anlattılar bana karınca ye dermiş. Bende o dedi diye tutup tutup yermişim. Allahım ya çocukken bana gram akıl vermemişsin. Annemin kuzenin eşi kuşunu-kadınların genital bölgesine artık ne derseniz o hep kuşun derdi- tuttum atıyorum diye camı açar sanki avucunda bir şey varmış gibi fırlatırdı. Bende arkasından ağlardım. Çişim geldi nasıl yapacağım derdine düşerdim. Kadın bildiğiniz travma yaratıyormuş. Gerçi oğlu yüzünden de karıncaları yediysem suç bende. Küçükken annem dışında kimsenin yemeğini yemezdim. Bu yüzden annem hep evde yedirmek zorunda kalırdı. Hala daha mutfağını görmediğim insanların yemeğini yemem. Büyüyünce uzaylı olmak gibi bir hayalim vardı. Mesleğim o olacaktı ama işler gördüğünüz gibi pek yolunda gitmedi. Lütfen aranızda benim kadar salak çocukluk geçirmiş birileri olsun.

2 Ekim 2017 Pazartesi

problemin cevabı ben


Küme problemine çevirdiniz iyice işleri. Bir düğün salonunda 500 davetlinin 6/10 kadındır. Bunların 1/4 evli, 15 tanesinin bir ayağı çukurda, 20 tanesinin başı bağlı. Bu davette evlenmek istemeyen kız kimdir? Bir evlenme furyası aldı başını gidiyor. Whatsapp gruplarının hepsini çeyiz, dantel, yatak örtüsü muhabbetleri yüzünden sessize aldım. Geçen ay dört düğün, iki söz, bir nişan ve kaybedilen 5 çeyrekle kapattım. Baktıkları düğün mekanlarından giyecekleri dona kadar paylaşmaya başladılar. Üzerine bir de karşı tarafın ailesi ile yaşanan çekişmeleri de dinleyip taraf olmamız bekleniyor. Asıl bomba Hostes o sosyopat sevgilisiyle evlendi. Sidikli istemeye istemeye nikah şahidi oldu. Hostes için güldük eğlendik, o salağın elini sıkıp tebrik etmek zorunda kaldık. Gerçi kına gecesinde anasını trolledik sefam olsun. Geçen yıl tanışıp kırk yıldır arkadaş gibi olduğumuz dört kızdan üçü evlendi. Resmen toplu sünnet düğüne katılmış gibiyim. Bir de yetmezmiş gibi siz ne zaman evleniyorsunuz diye soruyorlar. Ya kardeşim ben evlenmek istemiyorum. Keyfim yerinde. Bana çok uzak bir fikir gibi geliyor. Çok gencim bir kere. 24 nedir ya. Benim anneannem 15 yaşında evlenmenin normal olduğu zamanlarda 22 yaşında evlenip, 27 den önce çocuk yapmamış kadın. Çok kendisiyle anlaşamasakta biz birbirimize çok benziyoruz bu yıl ilk defa anladım. Her kadının hayali gelinlik, evlenmek değil. Bıktım artık evlilik sorusundan. Kendi çapınızda evlenin. Bir de o ayakkabının altına ismimi yazmaktan vaz geçin, kafama da çiçek fırlatmayın. Hayır bir tanesi kalkmadım diye masama fırlattığı çiçek yüzünden etraf alev aldı. Kabus görüyorum arkadaşlar yapmayın lütfen. 

Merak edene: damat neden sosyopat?

1 Ekim 2017 Pazar

büyü-me


Büyümek tercih ettiğimiz bir şey değil. Çocukken istediğimiz, gerçekleştiğinde yakındığımız şey. Ne kadar salak bir çocukluk geçirsem de akıllıca ettiğim tek dua büyümemekti. Boşa gitmiş bir dilek hakkı daha. Dişi çıkan çocuk yastık altı yapıp para çikolata diler birde benim dileklere bak. Büyüdükçe okuldan şikâyetçi oldum, sınavlardan, sorumluluktan, işten, işten ve işten. Yeni yeni fark ediyorum ki büyümenin güzel tarafları var. Çocukken herkes beni sevsin diye deli gibi çırpınırdım. Arkadaşlarım, etrafımdaki büyükler. Benim hayalim herkes tarafından sevilmekti. Bunun için çırpınıyordum. Davranışlarımı insanların isteklerine göre düzenlerdim. Ne kadar düzgün ve istenilen davranırsam o kadar severler. Büyüdükçe insanlar beni sevsin diye uğraşmaktan vaz geçtim. İnsanların sevmesini umursamayı bıraktım yavaş yavaş. Onların değil benim kendimi sevdiğim gibi olmaya başladım. Büyümeye dair en sevdiğim şey buydu. Sizin için büyümenin güzel tarafı ne?

28 Eylül 2017 Perşembe

araban olduğunu 153463135 paylaşımından anlamıştım


Gına geldi instagram serserilerinden. 1970lerde Pers kaplanının nesli tükendi, onlar amip gibi çoğalıyor. Sosyal medya adına bir instagram kalmıştı elimde tutunacak dal. Gözüm kulağım kanayınca daha fazla sessiz kalamadım. Yediğini içtiğini koydun altında tarif vardır, çok iyi yapılan yerdir dedik görmezden geldik. Gittiğin düğün derneğe bizi de götürdün, yaptığın tatile 3. tekil şahıs yaptın onu da çektik sineye. Ama o araba kullanırken direksiyon manzaralı dinleme listelerine son vermenizin zamanı geldi. Lanet hikayeler otomatik geçiyor ve 3 hikayeden beri direksiyon. Bir de bunlar öyle bir ayarlıyor ki öndeki araç ile direksiyon fifty fifty iken sağdan bir de şarkı ismini de gözümüze sokuyorlar. Heves etmiş bir kez yapmış dersinde her gün evine gidip gelirken bize de bu yapılmaz ki. Sevdiğin şarkıları dinlemek istesem girer spotify listelerini dinlerim. Ülkede Demet Akalın, İrem Derici (ve türevleri) şarkıları sevmeyenlerde var. Biz zaten biliyoruz İstanbul`da ilerlemeyen bir trafik var. Instagram hikayen olcak diye kaza yapacaksın ya. Annemin dediği gibi elin işte gözün oynaşta olmasın. Hikayenizde boş boş konuşun, eğlendirin, güldürün, bir güzellik gösterin ama şarkılarınızla trafiği paylaşmayın.