17 Kasım 2017 Cuma

amadan sonrası teferruat


Gülüşleri mutlulukları saklama dağıt, acıları göm sende kalsın insanıyım ben. Bende her insan gibi kötü şeyler yaşadığım oldu sadece sustum, sessizce geçmesini bekledim. Onun gidebilecek olması kötüler listesinde ilk beşe giremese de ilk on beş de yer alır. Gitmesini falan istemiyorum ama gitmede diyemiyorum diyemem hakkım yok. Onun vermesi gereken bir karar olduğuna inanıyorum. Benzeri durumda onun bana git ya da kal demesini istemezdim. Bunun sevgiyle ilgili olduğunu düşünmemeye çalışıyorum. Ama bencil bir yanım aklıyla düşünmeyi bırakıp kal dememi istiyor. Hatta bir Türk dizisi dramı yaratıp beni seviyorsan gitme falan dersin iki gözyaşı dökersin diyor. Ne var ki ben onları diyecek biri değilim. Kendi özgür iradesiyle karar versin istiyorum. Çok standartlara uyan bir ilişkimiz yok. Çok normal ilişki sürdürebildiğim de söylenemez. Bir sürü kişisel sorunum var. Aklımda olan şeyler bazen beni bile hayrete düşürüyor. Bizim ilişkimizin kalıbı farklı işte. 24 yaşına geldim adam ilk sevgilim ve ona sadece bir kez seni seviyorum dedim. Bizi biz yapan hep sınır tanımaz dürüstlüğümüz diyorum ama ona gerçekten ne hissettiğimi bile söyleyemedim. Adamla doğru düzgün konuşabildiğim tek anda her şeyi mahvettim. Artılarından eksiklerinden bahsettim. Onun için her şey kolay. Gelebilirmişim, iki yıl kısaymış gel git yaparken kolay geçermiş. Hatta onunla da gidebilirmişim. Anam babamda öyle diyordu, kızımız adamın peşine takılsın gitsin. Bazen aynı ülkede yetişmediğimizi falan düşünüyorum. Onun için her şey kolay. Gelirsin gidersin… Gelemezsem de artık sen sürme gözlü birkaç hatun alırsın nasıl olsa oralarda yasaldır. Benden daha güzellerdir tabi. Dürüst ol dedi, olduk bu kez düşündüklerimizi beğenmedi. Güvenim yokmuş -tabi olmaz arkadaşıyla yatan ben değilim- her uzak ilişki yürümez diye kural yokmuş. Oldu sen git dönersen benimsin diye bekleyeyim ben de. “Evlenelim” dedi. Suratına boş boş baktım. “Ben yarın evlenelim desen seninle evlenirim sen yapabilir misin?” dedi. Ben yapamam. Onu seviyorum ama.. Benim amalarım var işte. Hayatımı ondan başkasıyla düşünemiyorum ama evli beni de düşünemiyorum. Evlenmek falan istemiyorum. Herkesin hayatında olması gereken bir şey olarak görmüyorum. O böyle kocaman laflar ederken ben ona gitmede diyemiyorum işte.

14 Kasım 2017 Salı

elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor


Üşüttüğüm zamanlar sancılı geçiyor malum dönem. Yatağımdan çıkartmasınlar, çikolatamı ve bilgisayarımı versinler yeter bana. İlk iki gün insanlardan izole yaşamayı seviyorum. Regl acısı ancak öyle diniyor bende. Hormonlarda coştuğu için haliyle biraz duygusal olabiliyorum. Saw serisini izleyip acı çekiyorum. Sonuçta filmin altında yatan bir felsefe ve dram kısmı var. Film izlerken  ve yemek yerken telefona bakmam ama bir istisna yapıp Joker`in telefonunu açtım. Sesi bir mutlu sanırsınız Jüpiter`de Joker`in tek hücreli akrabalarını buldular,  Mars`ın tapusunu verdiler buna. İş teklifi gelmiş. Başta ne var bunda arada geliyor zaten falan desem de eklenen üç dört sıfır ve para birimi değişikliği uçak çapta bir çarpıntı yaptı. Gerçi sıfırlardan sonra odaklanamamışım ve küçük detayı kaçırmışım. İş Dubai`deymiş. Yemişim sıfırını falan ne Dubai`si be! Olayları idrak ettiğimde kaynar su döküldü başımdan deyişi biraz hafif kalıyor. Kendimi tencerenin içine koyduktan sonra yavaş yavaş suyu kaynatılan kurbağa gibi hissettim. Zavallı biz başımıza ne geldiğini bile anlamadık. Ben daha elin kızıyla baş edemezken, üzerinde peruklu bir adam olan tüm dünyanın onun içi savaştığı bir şeyle nasıl savaşacağım. Bir adam yüzünden terk edilmeme şu kadarcık kalmış. Bari rakibim kanlı canlı bir kadın olsaydı. Onurlu bir savaş verebilirdim. Adamın sesi bülbül gibi şakıyınca ne güzel deyip kapattım, keşke hiç açmasaydım. Teknoloji şirketleri keşke kötü haberi sezen telefonlar bulsa, uyarsa. Öğrendiğimden bu yana yedi saat geçti ve Saw izleyip salya sümük ağlıyorum. Annem psikopat olduğumu düşünüyor. Babam ağrım yüzünden sanıp üç kez zorla hastaneye götürmeye kalktı. Bilmiyorlar ki elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor.

3 Kasım 2017 Cuma

açık mesaj ver



Şahsi fikrimi soracak olursanız dönem koca değil kaynana seçme vakti. Altın kurala çok uygun davranmasam da hayat bu B planı her zaman şart. Eğer kaynanadan önce adamı seçtiyseniz kaynanayı düğünüzde ilk defa görün. Akraba olaylarına girmeyin hiçbir şekilde. Şu ana kadar çizgimi hiç bozmadım. Ailesi ile tanıştırma girişimlerini bir şekilde atlattım. Midemimi üşütmedim, babam çıkmama izin vermiyor mu demedim hatta bir keresinde acildeyim hastayım deyip sonra ondan önce hastaneye varmaya bile çalıştım. Sanırım ondan olsa gerek Joker`de anne babası ve abla dediği kuzeniyle tanışma fikrinden bahsetmez oldu. Ancak tek dişi kalmış kıskançlığım Kakalak Joker`in abla dediği kuzenle hala tanışmadığıma laf atıp istenmeyen layık olmayan kız muamelesi yapınca bana tutturdum tanıştır bizi diye. Bizimki bir heyecanlı sanırsınız Kanada Başkanı ile tanıştıracak beni. Bana üstüne düzgün bir şeyler giyseydin dedi it. İşsiz güçsüz ortalıkta dolaşıyor olabilirim ama gün içinde işlerim vardı eve uğrayıp tipi düzeltemedim. Hem ne var yani kot thsirt iste mis gibi. İnsan içinde dolaşmışım bütün gün onunla ben. Kraliçe Elizabeth`e takdim edileceğim sanki diye düşünürken kızı görünce Elizabeth daha sevimli gözüme. Baştan aşağı hatun klas. Ülkede kast sistemi olsa ben ancak nefes alırım. Eh böyle olunca da benim özgüven kuyruğu kopmuş kedi gibi köşeye çekildi. Zaten kızın ağzında yaydığı kelimelerle sohbete de odaklanamadım. Bir ara ben üniverstede bile derslere kot thirtle gitmedim. Bizim zamanımızda kürkle gezerdik dedik. Herhalde onun zamanında orta asyadan henüz göçmemiştik. Sen bir daha giy o kürkleri de Peta kırmızıya boyasın seni. Pis vahşi. Kızın gözünde işsiz güçsüz, vasat kılıklı hatta Joker`in paralarını yiyen bir imaj oluşturdum resmen. Bir süre sonra beni görmezden gelmeye bile başladı tilki katili. Sevgilisi durumu anlamış olsa gerek benimle sohbet etti de akşamın sonu geldi. En son ayrılırken Bayan Kürk zeki kızsın dedi ama iltifat mı etti, hakaret mi anlayamadığıma göre o kadarda zeki değilim.

29 Ekim 2017 Pazar

bitmeyen regl


Boğa güreşleri resmen Lady Cumhuriyetinde başlamış bulunmaktadır. Yalnız ben arenada matador değilim. Ben kıskançlıktan gözü kör olmuş boğayım. Matadorum olan Kakalak`ın ise bu savaştan bağırsakları deşilmiş olarak ayrılması hedefimiz. Tamam bağırsakları deşilmiş olmasa da kafasına yediği darbe sonrası Joker`e dair her şeyi unutsun kafi. Şimdi elin psikopatı bağırsaklarını falan deşer bu yazdıklarım yüzünden işlemediğim suçlardan dolayı hapishanede Joker`den temiz don beklemeyeyim.  Gerçi Joker`de ne temiz donluk adamdır tartışılır. Joker ve Kakalak`ın geçmişini öğrendiğimden beri kıskançlıktan deliriyorum. Meğer kıskançlık insanı yiyip bitiren 7/24 emek isteyen  tam zamanlı bir işmiş. Bütün şeytanla ortak çalışan, sevgilisine bitirme projesi muamelesi yapan arkadaşlarımı elimde not defteriyle dinliyorum. Vizelerime finnllerime böyle çalışmazdım ben. Tamam adamın el değmemiş olmadığını biliyorum ki sevgilileriyle bile aynı ortamda olduğum oldu ama hiç böyle kıskanmadım. Ama Kakalak mevzusuna çok geç uyanmam ve hatunla altlı üstlü oturdukları gerçeği beni delirtiyor. Kakalak kapıyı çalar; ampul patladı, musluk bozuldu, evde ses duydum bahaneleriyle Joker`i çağırır… sonrası +18. Ucuz Brezilya dizileri aklımdan geçenlerin yanında masum kalıyor. Aklıma geldikçe arayıp Joker`i ağzına güzelce tuvalet muamelesi yapmak istiyorum. Gerçeklikle hayallerim arada birbirine girse de henüz fire vermiş değilim. Joker`in beni tanıdığından beri en yumuşak, tatlı haldeyim. Beyni elinden alınmış koyun gibiyim. Ne dese bir katılmalar, sevimsiz sevimsiz sen ne dersen o`lar. Hayır ben bile tiksindim kendimden. Nasıl bir omurgasızlık ama elimde değil. Kavga ettiğimiz sonrasında Joker`in teselliyi Kakalak`ın kollarında bulduğu görüntüler aklımda dolaşırken ben adama sıçarım senin de onunda çarkına nasıl derim. Lan zaten bende akıl olsa bizim şu büyüklerin zamanında dediği cahillik mutluluk ikilisi ile devam ederdim. Kakalak`ı görmeye vakti kalmasın diye Joker`e şu sıra bir tek uyumaya vakit bırakıyorum. Sürekli bir etkinlik, özledimler.  Yeminle bu gidişle bu çocuk benden bezecek. Çocuk son iki haftadır regli falan olduğumu düşünüyor. Bugün bir doktora falan mı gitsen iki haftadır reglisin dedi. Bitmiyor canım bitmiyor. Çaresi doktor falan da değil.

Not: Joker`i Kakalak`tan uzak tutma etkinliklerinden biri “Bak Bizim Şarkımızı Çalıyorlar” müzikaline gittik. Çok beğendim tavsiye ederi ancak mevzu benim iki hayvanı ifşam. Hatunun biri oyun sırasında açtı telefonla konuştu. Ya sen nasıl bir yaratıksın. Diğeri de oyun sırasında flaş patlatarak fotoğraf çekti ki bu da kadın olmakla birlikte yetmedi ikinci kez aynı şeyi yaptı. Kadınların bu konuda daha duyarlı olduğunu düşünen ben cidden  hayal kırıklığına uğradım yine. Bundan sonra böyle hayvanları her seferinde budan rezil edeceğim. Azıcık saygı. 

11 Ekim 2017 Çarşamba

çocuklarıma baba da seçtirmiyorlar


Ne erkek gururuymuş kardeşim. Yeni doğmuş kedi yavrusu benden daha art niyetlidir. Öyle masumca söyledim. Bir anda ağzımdan çıkıverdi. Bilinçaltı bu sahip çıkamıyorsun ki. Köpek falan değil ki gezmeye çıktığında tasma takasın. Hem insanın başına ne gelecek, hayat seni nereye alıp götürecek bilemezsin. Bir bakarsın gün gün gezip dedikodu yapıyorsun, bir bakarsın sarayında oturmuş yeni botoxlanmış yüzünle portreni çizdiriyorsun. Tüm suç işgüzar arkadaşlarda. Siz evlendiniz jet hızıyla çocuk yapıyorsunuz diye herkes sizin yoldan gitsin, o çukura düşsün istiyorsunuz. Bence evli insanlar biz bekarları kıskanıyor. Onun ailesini hoş tut bununkini derken yıpranıyorlar. Sonra herkes onlarla çeksin beter olsun istiyorlar. Tamam belki iyidir hoştur ama bakın sizin yüzünüzden ben trip çekiyorum. Çocuk yolda olunca salağın biri kaç çocuk istersin bombasını ortaya attı. Dört dedim tabi ki. Ne kadar kalabalık aile o kadar iyidir. Joker de “Dört çok iki yeter ya, fazlasını yapmayız, kurbağa” dedi. Hayır Allah aşkına olmayan folu yumurtayı geçtim ne diye cevap veriyorsam bende.  İçimden Joker`e “Çocukları senden yapacağımı nerden çıkardın?” dedim. İçimden söylediğimi düşündüm daha doğrusu. Ortam bir anda sessizleşince Joker`de suratıma boş boş bakınca durumu fark ettim. Yani insanlık hali dünya hali ne olacağı belli olmaz ondan dedim, bir anda öyle çıktı yoksa tabi ki sen kaç istersen o hayatım dedim kurtulamadım. Panikle devam edip “bak ya ölsen tamam ağlarım üzülürüm ama annem babam torun torba ister diye evlenirim yoksa biliyorsun beni” deyip sıçtığımı sıvadım. Aman, sanki ben ölsem cinsel perhize girecek. Rahipti bizimki. Ayrıca çocuğu ben doğuracağım ona ne sayısından ya. Gözüm keserse beş bile yaparım.

9 Ekim 2017 Pazartesi

telekomünikasyon sektörünü ayakta tutanlar


O kadar saat konuşacak ne buluyorsunuz? 3 saat o telefonda ne konuşulabilir ki? Konuştuğunuz insanla uzun zamandır konuşmuyorsanız mesela birkaç aydır mantıklı. Veya çok önemli bir olay olmuştur, üzerine tartışmanız, kritik yapmanız gerekmektedir o da mantıklı. Bir iş, proje üzerine çalışıyorsunuzdur beyin fırtınası yapmanız gerekiyordur, birlikte çalışmanız gerekiyordur o da mantıklı. Veya konuştuğunuz bir kadındır dedikodu yapıyorsunuzdur ki onda bile büyük bir dedikodu birikmesi gerekiyor. Ama günlük bir rutin haline getirilmiş 3 saat telefon konuşması bana mantıklı gelmiyor. Bunu yapan Sidikli. Lan her gün konuşuyorsun, sürekli mesajlar bir şeyler. Bir tuvalet arasında konuşmuyorken ne birikmiş olabilir ki. Yediğin yemeğin mi tarifini veriyorsun, sindirimin evrelerini mi anlatıyorsun. Hayır telefon seksi yapsan onu da anlayacağım. Ama bizimkiler boş boş saatler konuşup cilveleşiyorlar. İki gün ayrıldın ananı babanı görmeye geldin bir mola ver güzelim ya. Çocuğunu arkada bıraktın sanki. Kaç yıl oldu ya telefonda bu kadar saat ilişkinin başında konuşulmaz mıydı? Belki de ben onu bile yapmadığım için bana garip geliyor. Ancak eminim aranızda sevgilisini benim gibi adı ve soy ismiyle kaydedenler vardır.

5 Ekim 2017 Perşembe

pagan bayramları için kurbanım hazır


Kimlerin eline düştüm ben. Kara bahtımın kör talihine sıçayım. Ya ne olurdu sonsuza kadar mutlu yaşadılar en azından 60`a kadar mutlu yaşadı, “eşi ölünce ne kadar üzülse de hayat üzülmekle geçmez dedi ve 63`ünde ikinci baharı ile bir kez daha aşık oldu” falan olsaydı. Bakın vicdansızda değilim, 3 yıl yas tutmuşum. Ama ben nelerle uğraşıyorum. Meğer Kakalak, NilKuşu`na değil bana düşmanmış. Onu çoktan kesmem gerekiyormuş. Lan koloni halinde aynı yere toplanmışlar bir de. Sanki İstanbul`da başka satılık daire yok. Birbirlerinin götünden ayrılamamışlar. Hepsi aynı yerden ev alıp komşuculuk oynuyorlar resmen. NilKuşu yıllardır sevgili Aslan`ı Kakalak hatundan kıskanıyor. Zamanında bir öpüşmüşler falan kız hala Aslan`a melül melül bakıyor. Dolayısıyla bizde kızlar kitabın 16. Maddesine dayanarak Kakalak`tan nefret ediyoruz. Bütün sinsi, samimiyetsiz gülüşlerimizi ona saklıyoruz. Hak ediyor da hani. Sevgilisi var ama Aslan`a asılmaktan da geri duramıyor çünkü. Tabi o da benden ve NilKuşundan sonuna kadar nefret ediyor ve her fırsatta arkamızdan sallıyor, duyuyoruz. Ama zavallı masum ben bunun sadece NilKuşu`nun arkadaşı kategorisi yüzünden sanıyordum. Meğer kız Joker üstünde hak sahibi falan olduğunu düşünüyormuş. Neye dayanarak derseniz, benim nefret ve şüphe dolu bakışlarımla her şey ortaya çıktı. Bu Kakalak pek bir elini kolunu sevgilimin üzerinde tutuyordu, kıskanıyorum demeyip karizmayı bozmamak için he dedim geçtim. Buraya da gelip kıskançlıktan midem kurtlandı yazamadım haliyle. Ama bu iyice sevgilimin ağzının içine içine soktuğu dudaklarla olayı “ruh çağırıp bunu kurban etsem ne çıkar” boyutlarına getirdi. Narnia Günlükleri cadısı gibi Jokeri avlamak için zamanı bekledim, lafımı dolandırdım, yumuşakça “Ya sizin bu Kakalakla aranızda bir şey geçti mi daha önce?” diye sordum ama o nasıl bir sorma zerre umurumda değil havasında. Nerden çıktıları falanı sümüklü peçetem yaptım bizim doğrucu davutta zaten dünden hazır “ya biz onla daha önce takıldık” demesin mi? Takılmak derken aklınıza izlediğiniz Türk dizileri gelmesin. Bildiğiniz yatmışlar ve ben bunu yeni öğrenmekle birlikte arkadaşız diyorlar ya. Ben hiç arkadaşımla yatıp kalmadım. Lan Dawson`s Creek mi çekiyoruz burda? Allah`ım bu kız senin arkadaşının kardeşi ya. Türk örf adetleri ne oldu ya. Aslında varya kızın abisine de, Joker`i de Aslan`ı da eşek sudan gelene kadar dövsün. Ya ben bu adamın birlikte olduğu kadınları görmek duymak istemiyorken şu halime bak. Her yer Konya ovası mübarek. Kafayı yicem yaaa. Bu kız Joker`in alt dairesinde oturuyor. Joker`in o evden taşınması 3. Dünya Savaşından daha önemli hala geldi benim için resmen.

3 Ekim 2017 Salı

ben küçükken


Ben küçükken şişkoydum. Ama baya. Mesela ilk okulda aldığınız hırkanın şu yaşınızda size büyük geldiğini düşünün. Ya da önlüğünüzün kilolu olduğunuz için büyük beden alındığını, bu sebeple ayaklarınıza kadar geldiğini ve kestirmek zorunda olduğunuzu. Şişkoyum diye saklambaç oynarken hep sayar hiç saklanmazdım. Beni çabuk bulurlardı bende utanırdım. Sonra herkese ben yumucam çok seviyorum yalanını uydurdum. Ben küçükken mesela dört tane lahmacun yerdim. Keşke hala yiyebilsem. Yemek konusunda çok aç gözlüyüm. Şimdi birde tıkanıyorum, ikinciyi yiyince tüm gün mide ağrısı çekiyorum. Küçükken hiç şarkı ezberleyemezdim. Durun ben hala şarkıları ezberleyemiyorum. Mutlaka bir kısmını unutup ya da kafama göre düzenleyip yani kıçımdan uydurup söylüyorum. Anemin kuzenin oğlu vardı Mustafa. Herkes ona Mıstık derdi ben Fıstık derdim. On yaşına gelene kadar adını Fıstık zannetmemse bence tam bir salak olduğumu gösteriyor. Üç dayım var ama küçükken onların yanında kimi görsem dayım zannederdim. Yine annemin kuzenlerinden birinin oğlu var Gazeteci. Küçükken hep onunla oynardım. Onunla oynayabilmek için babama hep araba falan aldırırmışım. O ise iki yıl önce onlara yemeğe gittiğimizde annemle anlattılar bana karınca ye dermiş. Bende o dedi diye tutup tutup yermişim. Allahım ya çocukken bana gram akıl vermemişsin. Annemin kuzenin eşi kuşunu-kadınların genital bölgesine artık ne derseniz o hep kuşun derdi- tuttum atıyorum diye camı açar sanki avucunda bir şey varmış gibi fırlatırdı. Bende arkasından ağlardım. Çişim geldi nasıl yapacağım derdine düşerdim. Kadın bildiğiniz travma yaratıyormuş. Gerçi oğlu yüzünden de karıncaları yediysem suç bende. Küçükken annem dışında kimsenin yemeğini yemezdim. Bu yüzden annem hep evde yedirmek zorunda kalırdı. Hala daha mutfağını görmediğim insanların yemeğini yemem. Büyüyünce uzaylı olmak gibi bir hayalim vardı. Mesleğim o olacaktı ama işler gördüğünüz gibi pek yolunda gitmedi. Lütfen aranızda benim kadar salak çocukluk geçirmiş birileri olsun.

2 Ekim 2017 Pazartesi

problemin cevabı ben


Küme problemine çevirdiniz iyice işleri. Bir düğün salonunda 500 davetlinin 6/10 kadındır. Bunların 1/4 evli, 15 tanesinin bir ayağı çukurda, 20 tanesinin başı bağlı. Bu davette evlenmek istemeyen kız kimdir? Bir evlenme furyası aldı başını gidiyor. Whatsapp gruplarının hepsini çeyiz, dantel, yatak örtüsü muhabbetleri yüzünden sessize aldım. Geçen ay dört düğün, iki söz, bir nişan ve kaybedilen 5 çeyrekle kapattım. Baktıkları düğün mekanlarından giyecekleri dona kadar paylaşmaya başladılar. Üzerine bir de karşı tarafın ailesi ile yaşanan çekişmeleri de dinleyip taraf olmamız bekleniyor. Asıl bomba Hostes o sosyopat sevgilisiyle evlendi. Sidikli istemeye istemeye nikah şahidi oldu. Hostes için güldük eğlendik, o salağın elini sıkıp tebrik etmek zorunda kaldık. Gerçi kına gecesinde anasını trolledik sefam olsun. Geçen yıl tanışıp kırk yıldır arkadaş gibi olduğumuz dört kızdan üçü evlendi. Resmen toplu sünnet düğüne katılmış gibiyim. Bir de yetmezmiş gibi siz ne zaman evleniyorsunuz diye soruyorlar. Ya kardeşim ben evlenmek istemiyorum. Keyfim yerinde. Bana çok uzak bir fikir gibi geliyor. Çok gencim bir kere. 24 nedir ya. Benim anneannem 15 yaşında evlenmenin normal olduğu zamanlarda 22 yaşında evlenip, 27 den önce çocuk yapmamış kadın. Çok kendisiyle anlaşamasakta biz birbirimize çok benziyoruz bu yıl ilk defa anladım. Her kadının hayali gelinlik, evlenmek değil. Bıktım artık evlilik sorusundan. Kendi çapınızda evlenin. Bir de o ayakkabının altına ismimi yazmaktan vaz geçin, kafama da çiçek fırlatmayın. Hayır bir tanesi kalkmadım diye masama fırlattığı çiçek yüzünden etraf alev aldı. Kabus görüyorum arkadaşlar yapmayın lütfen. 

Merak edene: damat neden sosyopat?

1 Ekim 2017 Pazar

büyü-me


Büyümek tercih ettiğimiz bir şey değil. Çocukken istediğimiz, gerçekleştiğinde yakındığımız şey. Ne kadar salak bir çocukluk geçirsem de akıllıca ettiğim tek dua büyümemekti. Boşa gitmiş bir dilek hakkı daha. Dişi çıkan çocuk yastık altı yapıp para çikolata diler birde benim dileklere bak. Büyüdükçe okuldan şikâyetçi oldum, sınavlardan, sorumluluktan, işten, işten ve işten. Yeni yeni fark ediyorum ki büyümenin güzel tarafları var. Çocukken herkes beni sevsin diye deli gibi çırpınırdım. Arkadaşlarım, etrafımdaki büyükler. Benim hayalim herkes tarafından sevilmekti. Bunun için çırpınıyordum. Davranışlarımı insanların isteklerine göre düzenlerdim. Ne kadar düzgün ve istenilen davranırsam o kadar severler. Büyüdükçe insanlar beni sevsin diye uğraşmaktan vaz geçtim. İnsanların sevmesini umursamayı bıraktım yavaş yavaş. Onların değil benim kendimi sevdiğim gibi olmaya başladım. Büyümeye dair en sevdiğim şey buydu. Sizin için büyümenin güzel tarafı ne?

28 Eylül 2017 Perşembe

araban olduğunu 153463135 paylaşımından anlamıştım


Gına geldi instagram serserilerinden. 1970lerde Pers kaplanının nesli tükendi, onlar amip gibi çoğalıyor. Sosyal medya adına bir instagram kalmıştı elimde tutunacak dal. Gözüm kulağım kanayınca daha fazla sessiz kalamadım. Yediğini içtiğini koydun altında tarif vardır, çok iyi yapılan yerdir dedik görmezden geldik. Gittiğin düğün derneğe bizi de götürdün, yaptığın tatile 3. tekil şahıs yaptın onu da çektik sineye. Ama o araba kullanırken direksiyon manzaralı dinleme listelerine son vermenizin zamanı geldi. Lanet hikayeler otomatik geçiyor ve 3 hikayeden beri direksiyon. Bir de bunlar öyle bir ayarlıyor ki öndeki araç ile direksiyon fifty fifty iken sağdan bir de şarkı ismini de gözümüze sokuyorlar. Heves etmiş bir kez yapmış dersinde her gün evine gidip gelirken bize de bu yapılmaz ki. Sevdiğin şarkıları dinlemek istesem girer spotify listelerini dinlerim. Ülkede Demet Akalın, İrem Derici (ve türevleri) şarkıları sevmeyenlerde var. Biz zaten biliyoruz İstanbul`da ilerlemeyen bir trafik var. Instagram hikayen olcak diye kaza yapacaksın ya. Annemin dediği gibi elin işte gözün oynaşta olmasın. Hikayenizde boş boş konuşun, eğlendirin, güldürün, bir güzellik gösterin ama şarkılarınızla trafiği paylaşmayın. 

20 Ağustos 2017 Pazar

kabus görme taktikleri


Herkes kabus görür tıpkı rüya gibi. Kıçınız açık yatmadıysanız tabi. “Kabus göremiyorum ne olur bende göreyim “ diyen sadist arkadaşlarım için birkaç taktik verebilirim. Korktuğunuz ne varsa onla karşılaşmaya bakın. Böylece şenlikli bir gece sizi bekler. Mesela örümcekten korkan benin 2000`li yılların saçma örümcekli koca yılanlı filmlerinden bir sahne izlememle gece örümceklere ordüvr tabağı oluyorum. Örümcek gördüysem eğer, gece duvarda tarantula var diye çığlık atabiliyorum. Şehrin göbeğinde ne tarantulası demeyin evine akrep giren insanlar tanıyorum. Kafayı sıyırmadım bence tarantulanın görünmez olma gücü falan var. Off tamam ben korkağım. En son izlediğim korku filmi Türk yapımı olan Büyü düşünün. Her yıl Supernatural`a başlayıp iki bölümden sonra vaz geçen insanım. Bu yıl 11. Bölümden başladım düşünün geçmişimi. İki yıldır Bloody Mary sendromundan mustaribim.  Sonunda cesaretimi toplayıp 1. Sezonu bitirdim. Gece ışığı açık yatmak zorunda kalmam ve işemeye giderken Sidikli`yi yanımda götürmem dışında sorunda yoktu. Herkes gibi zaman zaman saçma kabuslar görüyorum. Uzaylılar mı dersiniz, okyanusta yüzen inekler mi hepsi mevcut. Hayatımda ilk kez bu kadar çaresiz hissettim kendimi. Elim kolum bağlı korku içinde. Hiç kurtulamayacağım sandım. Gördüğüm en kötü kabustu. Terler içinde çırpınarak uyandım. Sıcaktan falanda değil rüzgardan boynum tutuldu zar zor hareket ediyorum. Kabusumda kına gecesi yaptırıyorlar zorla. Kına gecesinde Sidikli ve kaynanamdan başka kimse yok ve ben pijamalarla gelmişim. Annem nöbetteymiş gelememiş. Kızlarda sevgililerinin koynundan çıkamamışlar. Kaşarlar. Sonra bir anda düğün gününde gelinlik içinde ayna karşısında duruyorum. Harbi güzel olmuşum. Düğün yeri muhteşem deniz, yeşillik her şey tam ama evlenmek istemiyorum. Vaz geçtim diyorum herkes saçmaladığımı söylüyor. Ağlayıp vaz geçtim diyorum “zengin yakışıklı sana aşık sen aşıksın daha ne olsun” diyorlar. Evlenmek istemiyorum ötesimi var. O an evlenme teklifini kabul ettim diye kendime küfrediyorum, daha çok küçüğüm diyorum kimse dinlemiyor. Kollarımdan tutup götürürlerken ellerinden sıyrılıp kaçtım. Daha önce kabuslarımda öldürüldüm, örümceklerle odada kaldım ama hiç bu kadar korkup endişelenmemiştim. 

24 Temmuz 2017 Pazartesi

bir gün her istifa hikayesi tedtalk malzemesi olacak


Öldüm mü kaldım mı merak etmediniz mi? Öldüysem bir toplaşıp çelenk yaptırmanızı beklerdim hani. Trip yapmadığımı söyleyen insanlar şu halimi görse tansiyonumu kontrol ederlerdi. Arayıp sormayan hayırsız blogger arkadaşlara yeterli trip gösterisinden bulunduktan sonra mail kutumu dolduran arkadaşlara da teşekkür edemeden geçemeyeceğim. Son bir yıllık yazımda iç karartıcı kafa sikme işlemini yaptıktan sonra ne diyeyim sizde haklısınız çekilecek gibi değilmişim. Neler olduğunu merak edenler ise hayatımda dikkat kesilebilir. Filmlerde, internet efsanelerinde, kişisel gelişim kitaplarında, kadın/erkek havalı şekilde işinden istifa eder ve sokağa adımını attığı zaman hayatının amacını çoktan bulmuş oluyor. İlahi bir güç bir anda gelecek yıllarını aydınlatmış falan oluyor. Sonra içinden istifa etti dünyayı geziyor banka hesabını yazdığı yazılarla dolduruyor. Hatta baya iyiyse tedtalk sahnesinden kendi hayatının beyaz ışığını anlatıyor. Bende ise sokağa adım attığım ilk anda söylediğim şey “kafanı sikeyim iyi bok yedin”. Plan yok, kafama dank eden parlak bir fikrim yok… Tüm bunların yerine işsiz kalmak istemeyeceğin bir ülkede kendimi işsiz yapmış olmam elimdekiler. Üstüne üstlük son maaşını henüz almadığı için cebinde akbilinden daha değerli bir şeyi olmayan bir kız olarak. Pişmam mıyım derseniz değil. Arada endişeleniyorum falan ama bir aydır kendimi dinliyorum, insanlara bakıyorum. Yapmak istediklerimi bulmaya çalışıyorum. Tabi tüm bunları yaparken içime çektiğim ol tezek kokusuda beynimde bazı şeyleri farklı görmeme neden olmuş olabilir ama bu başka bir yazının konusu. Eee Sizde ne var yok?

16 Mart 2017 Perşembe

bir evren kalmıştı gıcık olmayan


Freud her şeye burnunu sokmayı seven bir adammış bence. Yaptığımız ettiğimiz her hareketi üşenmemiş incelemiş. Şansıma bağladığım birçok şeye dışarlama tarzı bir şey demiş, sorunu yine bana bulmuş.  Kucağıma çocuk alırım elime sıçar ama savunma mekanizması. Pehh… Bir de tüm suçu çevrende meydana gelenlere atmamalısın, olumsuzsun diyen tipler var. Hava güzel diye kapıyı pencereyi açtım kek yapıyorum mutfağa kuş girmiş. Bir de arsız hayvan beni görünce kaçmadan önce halıya sıçtı. Uçan kuşun bile garezi var bana. Geçenler hafta sonu şehir dışına çıktım. Bindiğim otobüste tam karşımda bir anne oğul oturdu. Hayat güzel çiçekler böcekler demeye kalmadan o  canavar hapşırdı. Hapşırırken toplumumuzun yetişkin bireyinin bir çoğu gibi tabi ki ağzını kapatmadı. Lan ben senin virüslerini çekmek zorunda mıyım boyutunu geçip o haydut balgamını da fışkırttı. Ciddiyim! Ya bir insan iyi ki yırtık kotumu giymekten son dakika caydım da dizimde duran o iğrenç şey tenime değmedi oldu.  Çocuk falan demeden boğazlamak istedim ama o sıra öğürmekle meşguldüm. Daha önce sabah erken gittiğim bir sabah asansörde kaldım ve yarım saat biri duyar diye ciyak ciyak bağırdım. Tabi o saatte bir karga bir ben çalıştığımız için duyan olmadı. Güvenliği aramak 20 ordan çıkartmalı bir yirmi dakika daha sürdü. Ofise girdiğimde ise orda olan patronuma iki kat arasında sıkışan beni duyup duymadığını sorduğumda adam “O bağıran sen miydin ya? Uyandırdın” dedi adam.  İşkolik öküz ne olcak. Lan bir bak bağırıyor biri. Geçen elektrik kesindi jeneratör birkaç dakika geç çalıştı ama yine kaldık asansörde. Sanırım Allah bu kez halime acıdı da canım sıkılmasın diye yanımda birini de sürükledi. Freud mu haklı ben mi bilmiyorum ama evrenin en sevmediği hatta gıcık olup zorbalık yaptığı bir tek ben varmışım gibi geliyor.

10 Şubat 2017 Cuma

ahlak kumkuması kesilceksen okuma


Kansermiş. Son sınıfta beni gereksiz toplantılara sokan bir yerde staj yaptım. Kodaman tiplerin arasında bağlı olmadığım ama güçlü isimlerden biri olan ve sanırım ofiste en sevdiğim adam oydu. Gelen giden takım elbise ile dolanırdı, o ise en güçlü isimlerden biri olmasına rağmen kot pantolon tshirt ve gömlek giyer uzun saçlarını da toplardı. Dünyanın en rahat tiplerinden biriydi. Sanırım ayrılırken hoşça kal demeden tüydüğüm için pişman olduğum tek isimdi. İş tekliflerini kabul etmemiştim. Geçen yıl tekrar iş teklifiyle geldiklerinde ise çalıştığım yeri yüz üstü bırakmak istemedi. Teklif ettikleri şeyi reddederken çok gel gitler yaşadım. Onun altında çalışacaktım ve beni kendi yeri için eğitecekti.  Joker`in beni sevdiğini hiç söylememesinin sebebi de sanırım o. Joker yanımdayken karşılaştıktan sonra Joker yüzüme şoka girmiş halde “sen bu adamdan hoşlanıyorsun” demişti. Hoşlanıyor muyum? Ben mi? Hadi ama!! Sevgilim var ne hoşlanması!! Adam babam yaşında ya da daha doğrusu ondan bir iki yaş büyük!! Saçmalamayın ne alakası var!! ”Sanırım biraz” oldu ama cevabım. Lan kızım mal mısın? İnsan sevgilisine bunu der mi? Başka birinden hoşlandığını söylememeli, inkar etmeli, üste çıkmalı, sen beni nasıl böyle bir şeyle suçlarsın diye çemkirmeli. Bense onun yerine doğruyu söyledim. Hep kendinden çok yaşlı adamlarla evlenen kadınları para avcılığıyla suçladım. Hep. Çünkü adam yaşlıdır kadın genç. Parası için evlenmediyse ne diye evlendi. Aşk olabilirmiş. Ona aşık olmadım ama ondan hoşlandım. Adamın babamdan büyük olması bile bu durumu değiştiremedi. Hem ne yani ellilik Brad Pitt versek ağzınızın suyu akmaz mı? Bence aramızda koca boşayacaklar bile olabilir. İşin şakası tabi bu. 

Okuldan bir kızla başladık staja. Dışardan bizim geldiğimizde işleri organize etmesi gereken adam bir boka yaramayınca ayrılmıştı. Hiçbir şey bilmeyen biz ve başımızdaki kadın sorumlu kalakalmıştık öylece. Öğrenmek için denemek için çok çırpındık. Gece onlara on birlere kadar çalıştık. Yalnız kalmayalım koca binada diye beklerdi. Diğer kız tüm işi üzerime yıktı gitti tek başıma kaldım, geldi odama benimle bir sandalye çekip muhabbet etti. Stajyerdim ama koca odada tektim. Önümde iki bilgisayar öylece yalnızlıktan sıkılırdım. O gelir konuşur, sorduğum her soruya cevap verirdi. Kaldı ki o kadar bilgiliydi ki, tamamen farklı alanlarda olsak bile çok şey öğrendim ondan. Çünkü biliyordu ve öğretmekten çekinmez, ben kimim havasıyla gezmezdi, paylaşmaktan çekinmezdi. Sonra odamın merkezi sistem zırvalığının bahar ayı girer girmez kesilip benim efsane hasta olduğum dönem odama daldı, bir masa aldırttı dekore edilmiş odasıyla alakası olmayan masayı oraya getirtti. Benden sorumlu olan kadına “Kızı hasta ettik orda bizim odalar hala sıcak” dedi. Bu kadın aman ona dikkat et, patronlar ağzının içine bakıyor, öyle cool göründüğüne bakma diyordu adam benim için odasındaki oturma grubu zırvalığından kurtuluyordu. Sonra ne mi oldu? Okuldan staja giderken daha bir mutlu gitmeye başladım. Saatlerce benimle sohbet ettiği oluyordu. Bir iki kez azardan koruduğu oldu. Sanmayın ki asıldı. Düzgün bir insandı. Göğüs dekolteli şeylerden giymekten sırf insanlar oramdan başka bir yere bakmıyor diye giymem ama o konuşurken sadece yüzüme bakıyordu. Konuşurken diğerlerinin yaptığı gibi bakışlar aşağı yukarı oynamazdı. Bizim sorumlu kadın ve diğerleri ondan çekinse de o komikti, sıcakkanlıydı. Herkesin komik karikatürlerini yapmıştı mesela. Sayesinde saatlerce güldüm. Sayesinde alanının en güçlü insanlarıyla tanıştım. Bir sürü bilmediğim şey öğrendim. Şaka gibi belki ama sohbetler sırasında hayata başka bakmayı bile öğrendim. Kadın sır küpüdür diyordu ama adam hobilerinden bahsediyordu, boşandığı eşinden, gençken batırdğı işlerden, üniversitede yaptıklarından, yıllardır değişmeyen tatile gittiği kıyı kasabasından, arkadaşlarından, ailesinden ne bileyim daha birçok şey. Sorumlu kadına boşandığı eşini sorduğumda anlattığı için aval aval bakmasını mesela hiç unutmuyorum. “Senin hiç kötü bir alışkanlığın yok mu? Sigara içmezsin, sessizsin... Gerçi daha çok gençsin” dediğinde sırf çocuk gibi görmesin diye “Alkol var sayılmaz mı?” demiştim. Nasıl bir imaj çizdiysem şaşırmıştı. Bira sevmem ama tekila ve viski güzel deyince Jack`i viskiden kabul etmeyip ertesi gün ofise viski şişesiyle gelmişti. Fincanda kahve yerine azıcık hakikaten güzel viski yudumlamış olabilirim. Adamdan hoşlanıyordum ama ben lisede milli güvenlik dersine giren Albaydan da hoşlanırdım. Aile üniformalı diye bana diğer kadınlardan daha da çekici gelirdi üniformalı erkek. O kadarki adam gel evlenelim dese benden iki yaş büyük oğluna üvey anne olmaya hazırdım. Hayranlık, belki de gerçekten hoşlantı. Ama adamın ki sadece normal olan dedim. Lan kızım adamın çocuğu yok kesin kızı olsun istiyordu al seni koydu yerine dedim. Lan keşke o kadar seksi sigara içmese. Ya da ne olurdu bir otuz yıl kadar erken doğsam. Sonra bizim patronun beni varisi gibi toplantıdan toplantıya soktuğu bir akşam odaya döndüğümde masamda özel numarasının yazılı olduğu bir kağıt duruyordu. Nasıl sevindim anlatamam. Adam da benden hoşlanıyor olabilirdi. Yoksa neden özel numarasını falan bıraksın. Hem de ev telefonu dahil. Tamam azıcık bu konularda salak olabilirim ama sizden hoşlanan erkeği az çok anlarsınız. Vardı işte bir şeyler. Bir sonraki hafta gittiğimde durdu durdu sonra “Lady, telefon numaramı bıraktım, aldın mı?” dedi. Evet aldım ama eve gidince babamı görünce aklıma direk gelen şu oldu. Baban aklından geçenleri yani bu adamdan hoşlandığını bilse çok üzülürdü. Kim kızının kendinden bir aç yaş büyük birisine aşık olmasını ister ki? Hayır bizim sülale bir Serdar-Chloe çifti kaldıramazlardı biliyorum hani. “Aldım” dedim. ”Aramadın” dedi. Nasıl arayayım babam üzülür annem bacaklarımı kırar. Tüm bunlara rağmen diğer cümlesine başlayana kadar sevincimden uçtum. Sonuçta aramadığımı fark etti. Sonra aklımdan geçenlerin ağzına sıçan o cümleyi kurudu “Neyse bir şey lazım olur, aklına bir şey takılırsa bu  numaralardan daha çabuk ulaşırsın ” Sonra ben sorumluma staj bitirme evraklarını imzalattım. Şansıma Patron o gün gelip benden okul bitince orada devam etmemi, her işi çabuk kavradığımı, alanım olmasa da geleceğimin parlak olduğunu söyledi. Olmaz dedim yüksek lisans yapacağım dedim. Adam “Burada yüksek yapmayan iki dil bilmeyen yok. Çalış çalışırken yaparsın” dedi ama kabul etmedim. Sebep belki hoşlandığım adamın uygun olmamasıydı,  belki kariyerimde ilerlediğim şeyde ne kadar geleceğin parlak deşeler de çok severek yapmamamdı. Hala bilmiyorum. Ama öğrendiğim bir şey var. Kadınlar her zaman para için kendinden büyük erkeklerle birlikte olmuyor. Ondan bana Itzachk Perlman`ı bana sevdiren adam olduğu için hala hoşlanıyorum. Belki de duygularımı yanlış değerlendiriyorum. Hayranlık sadece ama bunu kimseye hiç kimseye anlatmadım. Sidikli`ye bile. Numarasını saklayıp, ne aradım ne kaydettim. Kimseciklere de anlatmadım. Çünkü biliyorum herkes yargılayacak ayıplayacak. Hatta burda bile anlatmak isteyip defalarca vaz geçtim. Çünkü ben bile Yaşlı erkeklerle birlikte olan kadınları yargıladım. Sonra kendim ondan hoşlandığım için yargılanmak istemedim. Sadece sorumluma hoşça kal deyip topukladım, eşyalarımı almak için bile uğramadım. Şimdiyse hala sıcak gülümsemesiyle aklımda, sevgilim olan adamın bana ondan hoşlanıp hoşlanmadığımı sorduğu düşüncesi. Joker ona olan bakışımdan anlamış. Bakışlarımın her şeyi yansıttığını iddia ediyor beyefendi. Yalan söylemek istemedim, çünkü o söylemiyor. “Beni onun için terk etmezsin dimi?” dediğinde Joker tereddütsüz “Hayır” çıktı ağzımdan. Bugün onun yerini almam için aradıklarında kanser olduğunu öğrendim. Canım yanıyor.


4 Şubat 2017 Cumartesi

40 milimetre dedim 100 milimetre anladı


Elimi çabuk tutmaya bakıyorum. Gençken yaptım yaptım, yoksa iş benden geçmiş olacak. Aklınıza boy boy çocuk gelmesin altmışında doğuran var. Ergenliğin verdiği benmerkezcilik, dünya benim etrafımda dönüyor kafasıyla bir liste yapmıştım. Listemin üç beş maddesinin üzerini silmiş olan ben bu akşam bir maddeden daha kurtuldum. Sildiğim maddelerden bir tanesi tanımadığım bir adamla öpüşmekti ki bir iddia sonucunda yapmıştım. Annem duysa bacaklarımı elime verir. Bu kez annemin bildiği diğer çılgınlığa gelirsem toplu taşımada beğendiğim bir çocuğa numaramı yazıp vermiştim. Çocuğun bizim okulda olması evimin dibinde oturması gibi detayları çıkartırsam yine de sonunda ben güzelce rezil oldum. Amma edepsiz liste diyorsan okuma. Devam edenler bir iki de iyi şey var tabi. Mesela ilik nakli donörü olmak için kan verdim. Altı yıl geçti uyan kimse çıkmadı. Yaparken lan ya organ mafyası bulursa diye düşünsem de 12-13 yaşından beri bunu yapmak istiyordum. B akşam üzerinden geçtiğim madde ise güvendiğim bir arkadaşıma saçımı kestirmekti. Bu iş için AvukatKız ve Sidikli`yi görevlendirdim. AvukatKızın iş eğitimi dersinde makas becerisi iyiydi, Sidikli mühendis ölçer biçer güzel keserler diye düşündüm.  Yamuk olsa da kıvırcık dalga arası bu saçlarda fark edilmez dedim. Sonuç yamuk oldu diye diye on santim gitti saç. Ben onlara 4 santim dedim onlar abartısız on santim götürüp bir de rötuş attı. Giden saçlarımın arkasından yaptığım cenaze töreninden sonra sıra geldi bu saçları uzatıp ölmeden bir kez de kendim keseceğim. Kökü bende uzar ya diye bir savunma mekanizması geliştirmiş olsam da, maile düşen mucize saç uzatıyor gibi spam maillere tıklarım bu gidişle. Kuaförden milimetrik kesim bekleyen bir milletin çoluğu çocuğuyuz. 

25 Ocak 2017 Çarşamba

cesur ve özgür olanlar sever


Tenimde hissettiğim rüzgar ve güneçle uyandığım yaz sabahlarını seviyorum.
Sidikli ile Uyuz`a pankek yapmayı, ben yaparken onların sabırsızca beklemelerini seviyorum.
Ailecek yapılan kahvaltıları seviyorum.
Annem ve Sidikli ile dedikodu eşliğinde içilen Türk kahvesini seviyorum.
Babamın dizine yatmayı seviyorum.
Canım sıkıldığında anneme sarılmayı seviyorum.
Sidikli ile yatakta kıkırdaşmayı bazen sessizce sadece sarılıp yatmamızı seviyorum.
Uyuz`un canım sıkkınken beni çileden çıkartmasını ona kum torbası muamelesi yapmasını seviyorum.
Uyuz`un limonlu soda içmem diye tutturduğumda saat kaç olursa olsun çilekli soda aramaya gitmesini seviyorum.
Kız günlerini, gecelerini seviyorum.
Kitapçıda saatlerce takılmayı seviyorum.
Uyuz`un seçtiği filmlere Sidikli ile birlikte bok atmayı seviyorum.
Üçümüzün gittiği tiyatro oyunlarını seviyorum. (Oyunda iş olmasa da bazen birlikte olduğumuz için seviyorum.)
Yazın ailecek yapılan tatillerde annemle babamın güneş batımını izlemek için bizi başlarından savmalarını seviyorum.
O tatillerde sahilde yapılan koşu yarışlarını seviyorum.
Tek başıma güneşin doğuşunu izledikten sonra yüzmeyi seviyorum.
Sidikli ile badminton oynamayı, Avukat Kızla ve Yüzücü ile koşmayı seviyorum.
İş çıkışı kızlarla kahve içmeyi seviyorum.
Uyuz ile okuduğumuz bir kitap hakkında tartışmayı, bir konu hakkında iddialaşmayı seviyorum.
Annemin öperek uyandırmasını seviyorum.
Babamın “Tombiş Kızım” diye beni sevmesini seviyorum.
Joker`in bana Kurbağa demesini seviyorum.
Joker ile playstation oynamayı seviyorum.
Joker gülerken ona bakmayı seviyorum, çalışırken onu seyretmeyi seviyorum.
Geçirdiğim kötü bir günün sonunda kafamı kaldırıp gökyüzüne bakmayı seviyorum.
Nefes almayı ve gülümsemeyi seviyorum.

Okuyana not: Sevmek için büyük şaşalı şeylere ihtiyacımız olduğunu düşünmedim hiçbir zaman. Başkaları için anlamı olmayan, küçük şeyler ben severken çok havalı geliyor. Sizin neler sevdiğiniz merak ediyorum. 

17 Ocak 2017 Salı

ölürsem parasız kalsın 18742169685 gün evlenemesin


Adam kadını çok sever. Yanından beş dakika ayrılmak istemez. Kadın ailesini görmeye gitmek istediğinde, adam işleri dolayısıyla kadına eşlik edemeyecek diye gitsin istemez. Ona çiçekler alır, özel günleri kaçırmaz, sık sık sevdiğini söyler. Gittiği her yerde eşlik eder. Eh bu kez işi var diye eşlik edemez. Kadın ailesini ziyarete gider adam her gün arar, onu özlediğini söyler. Kadın ölür. Adam yıkılır, ağlar sızlar. Kocaman olmuş üç çocuğuna daha sıkı sarılır. Sonra bir gün benim yengemin telefonu çalar. Ardından ağladığı biricik arkadaşının o delicesine aşık kocasından haber vardır. Adam çok aşıktı, ayrılmak istemezdi, yirmi yıl ilk günden son güne kadar sevmişti ve kadının kırkı çıkmadan düğün yapmaya kalkan yine aynı adamdan. Adam seviyordu, aşıktı falan ya hani yine sevecekti canım. Ama kırk gün beklemek bide fazla gelmişti sanırım adama ki çat diye evlenme kararı alıp, uygulamaya soyunmuş. Yengemde dönüp arkadaşlarına gün parasını 300 liraya çıkartma teklifinde bulunur. Annemi arar olanı anlatır ve erkeği parasız bırakmanın en iyisi olduğuna dair nutuk atar kapatır. Annem bütün gün eve de ölmesi halinde babamın kaç gün bekleyeceğini düşünüp durur. Bense sanırım bir kez daha aşka olan inancımı kaybettim. 

5 Ocak 2017 Perşembe

tabutuma çivimi kalbime masajını yaparım


Neşemi kaybedince yeni yıl yazısı bile kasvet doldu. İçim kararınca tüm o karanlığı üzerinize salmak istemedim. Noel Baba ile de zaten aram çok iyi değil. O yüzden kendime küçük istekler koydum hep. Bu yıl ki hedefim biten keçeli kalemlerim yerine bir paket almaktı ki aldım. Bu yıl hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum. Çalışmayı seviyorum ama ben gezmeyi de seviyorum. Kendimi bu yıl alanımda daha iyi olmak istiyorken kendime iki adet uçak bileti aldım. İki günde bir şehir az çok biter felsefesi ile hareket ettim. Hayat fazlasıyla kısayken kendimi, hayallerimi ertelemeyi bırakıyorum İşmiş güçmüş yaktım gemileri hak ediyorum bu performansa. Kendime bir seyahat bloğu açmaya karar verdim. Gittiğim hoşlandığım yerleri yazmak istiyorum. Bu yaz işaret dili kesinlikle öğreneceğim kafaya koydum. Yaz içinde Sidikli ile bir yurt dışı planımız var ama hedef Avrupa değil Asya. Pastacılık kursu gibi bir şeyler düşünüyorum. Ve en önemli kararın buraya yazmadığım için fark edilmeyen bu ölü toprağımdan bıktım. Ruhum çalınmış gibi. O eki beni o kadar çok özledim ki. Beni sınırlayan, yargılayan herkesten her şeyden sıyrılmaya karar verdim. Bir yıldır etrafımdaki herkes beni olmayan kalıplara sokuşturmaya çalışırken izin verdim. Onlar beni tabutuma koydu ben çivimi çaktım. Buraya yazmak en çok sevdiğim şeyken, burda kendimi dinlerken kendi sesimi kıstım. Yazarken fark ettiğim karşıma çıkan beni yabani otlarla kapatmışım. Ama şunu bir kez daha hatırladım, hayatta yaptıklarımız sonsuzlukta yankılanır. Benim sonsuzluğumun imzası ruhum. Kendimi buz kalıbına sokmak başıma gelen beni oluşturan her iyi ve kötü yaşantıma, güldüğüm ağladığım her güne haksızlık. Sizleriniz planınız ne bilmiyorum ama benim planım o insandan vazgeçmeyen, umudunu yitirmemiş, hayattan zevk alan o kıza kalp masajı yapmak.